E-Devletten Öğrendiğim Vergilere Nasıl Dava Açabilirim?

Vergi yargısında 6183 sayılı Kanun uygulamasından doğanlar hariç dava açma süresi kural olarak 30 gündür ve bu süre genelde yazılı bildirim ile başlamaktadır. Ancak bazı durumlarda, tebligattaki usulsüzlükler nedeniyle yazılı bildirimin amacına ulaşmamasıyla, mükellefler haklarında yapılan vergilendirmeyi süresinde öğrenme imkanına sahip olamamaktadır. Hal böyle olunca dava açmak için tanınan 30 günlük süre geçmiş gibi düşünülmektedir. Buna mahkemelerin hatalı uygulaması da eklenince hak kaybı kaçınılmaz hale gelebilir.

Ancak tebligatın yapılamamasındaki veya etkili olamamasındaki davacıya isnat edilebilecek; güncel olmayan adres, tebellüğden imtina, nüfus kayıt sistemindeki adresten uzun süre ayrılma gibi kusurları bir yana bırakırsak, usulsüz tebligat sayılabilecek hallerde dava açma süresi vergilendirme işlemini öğrenme (ıttıla) ile başlayacaktır. Bu durumda hakkında vergi ve ceza salındığını e-devlet kanalı veya sms ile ya da haciz gibi işlemler dolayısıyla öğrenen kişiler bu tarihten itibaren 30 gün içerisinde kamu alacaklarının iptali istemiyle vergi mahkemesinde dava açabilirler.

Ancak bazı mahkemeler bu durumda dava dilekçesine ihbarname eklenmediğinden ya da borç listesine dava açıldığı yanılgısı ile dilekçeyi veya bazı durumlarda davayı usulen reddetmektedir. Bu son derece hatalı bir uygulamadır. Çünkü vergi yargısında dava konusu olabilecek hukuki mesele borçların bulunduğu kağıt parçası değil idari işlemlerdir. Dolayısıyla usulsüz tebligatı takiben dava açma süresi içerisinde öğrenilmiş tarhiyat ve cezaların iptalini istemekle davanın tekemmülü için gerekli istem oluşturulmuş olur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 3. maddesinde yer alan kuralların şeklen ve katı olarak tatbiki, idari yargılama pratiği ve mahkemeye erişim hakkı açısından oldukça tutarsızdır.

Bu hatalı karar verme uygulaması ilk derece yargı yerlerinde yaygın olduğundan aşağıda bu konuya çözüm olacak güncel ve hukuken değil ama verildiği merci itibariyle fiilen bağlayıcı olan bir karar ekliyorum. Benzer durumda bulunan mükelleflerin kanun yollarına başvurup gerekli itirazı yaptıkları takdirde netice alacaklarını umuyorum.

DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU’NUN 29.01.2020 2019/1338 E., 2020/6 K. SAYILI KARARI

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı – …
VEKİLİ : …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : …

İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının banka hesabına haciz konulması üzerine idareden temin edilen mükellef borç listesinde gösterilen … TL tutarındaki borç ile bu borcun tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
15/07/2013 tarihli borç döküm tablosunda gözüken … TL tutarındaki borç ile bu borcun tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerine karşı dava açıldığını kabul eden … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Davacı adına, 01/05/1998-24/07/2000 tarihleri arasında fason ütü paket ambalaj faaliyeti nedeniyle yapıldığı ileri sürülen cezalı tarhiyatların ilanen tebliğ edildiği, kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen borç için ödeme emirlerinin düzenlendiği, düzenlenen ödeme emirlerinin de davacının adresinde bulunamaması üzerine ilanen tebliğ edildiği, ödeme emri tebliğinden sonra tahsilatın yapılmaması üzerine davacının banka hesabına haciz konulduğu, uygulanan haciz işlemiyle öğrenilen borç ve ödeme emirlerine karşı bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İlan yoluyla tebliğ yükümlü adresinin bilinmemesi halinde başvurulacak bir tebliğ şekli olduğuna göre adreste bulunulamadığı usulüne uygun şekilde saptanmadıkça bu yolla yapılacak tebliğin hüküm ifade etmeyeceği açıktır.
Ara kararıyla dava konusu borçların nasıl kesinleştiği sorulmasına ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin alındıların istenilmesine rağmen, davalı idarece tarhiyatlara ilişkin tebliğ alındılarının gönderilemediği, düzenlenen ödeme emirlerine ilişkin tebliğ zarfının da Vergi Usul Kanunu’nun 102. maddesinde öngörülen kişiler nezdinde tespit edildiğine ilişkin herhangi bir tutanağın ibraz edilemediği görüldüğünden, davalı idarece yapılan süre itirazı yerinde görülmemiş, ödeme emirlerinin haciz işleminin öğrenildiği tarih itibarıyla davacının ıttılaına girdiği kabul edilmiştir.
Bu durumda, davacı tarafından haciz işlemiyle haberdar olunan borçların kesinleşmesine ilişkin belgelerin sunulamaması nedeniyle, ortada kesinleşmiş bir kamu alacağının varlığından söz etmek mümkün olmadığından davacı adına tahakkuk ettirilen borçlarda ve bu borçların tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Mahkeme bu gerekçeyle borç döküm listesinde gözüken tahakkukların ve bunların tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline karar vermiştir.
Davalı idarenin temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin, 12/06/2017 tarih ve E:2014/4347, K:2017/5093 sayılı kararı:
Olayda, dava konusu yapılan vergi borcunun, İnternet Vergi Dairesi sisteminden 15/07/2013 tarihinde borç bilgilendirme ekranı ile öğrenildiği ve borç bilgilendirme listesindeki borca istinaden tahakkuk işlemlerinin ve ödeme emirlerinin dava konusu edildiği görülmektedir.
Mükelleflerin vergi idaresine olan borçlarını gösterir, bilgilendirici mahiyette olan, borç bilgilendirme ekranından öğrenilen borç listeleri, idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai nitelikte işlem olmadıklarından borç bilgilendirme ekranı ile öğrenilen gelir vergisi, gelir (stopaj) vergisi, katma değer vergisi, fon payı ve cezaların kaldırılması istemiyle açılan davanın 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini ise reddetmiştir.
… Vergi Mahkemesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Davacının banka hesabına konulan hacizle haberdar olduğu borç listesinde yer alan ve ilanen tebliğ edilerek tahakkuk aşamasına gelen vergi ve cezalar ile bunların tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Dava dilekçesinde borç listesinin iptali istenilmemiştir. Dava konusu edilen vergi ve cezalara ilişkin ihbarnameler ile bunların tahsili için düzenlenen ödeme emirlerinin tarih ve sayılarının öğrenilememesi nedeniyle dilekçede bu bilgilere yer verilmemiştir. Davacının menfaatini etkileyen dava konusu vergi ve cezalar ile bunlara ilişkin olarak düzenlenen ödeme emirlerinin Vergi Usul Kanunu’nun 378. maddesinde sayılan davaya konu edilebilecek kesin ve icrai işlemler arasında yer aldığı görüldüğünden davanın esası incelenmiştir.
Vergi Mahkemesi ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçe ile ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir nitelikte bir işlem olmadığı belirtilerek kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden reddi ile işin esası yönünden temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Temyize konu mahkeme kararının ısrar hükmü aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın değinilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.
Vergi mahkemesi kararı, mükellef borç listesinin, idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai nitelikte bir işlem olmaması nedeniyle davanın incelenmeksizin reddi gerektiği gerekçesiyle bozulduğundan, uyuşmazlığın esasına ilişkin temyiz incelemesi yapılmamış olup, bu incelemenin Kurulumuzca değil, ilk derece yargı yerince verilen kararları temyizen incelemekle görevli vergi dava dairesince yapılması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin ısrar hükmü yönünden REDDİNE,
2- … Vergi Mahkemesinin, … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin hüküm fıkrası temyizen incelenmek üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/01/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

X – KARŞI OY:
Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

Bir önceki yazımız olan Vergi Tekniği Raporunu Nasıl Alabilirim? başlıklı makalemizde vergi tekniği raporu, vergi tekniği raporu tebliğ edilmezse ve vergi tekniği raporunun tebliğ edilmemesi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir