Genel

Anayasa Mahkemesi'ne göre sahte fatura kullanma ceza yargılamasında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiş olması ile aynı gerekçe ile yapılan cezalı tarhiyatlara karşı vergi mahkemesinde açılan davada ret kararı verilmesi adil yargılanma hakkına halel getirmez. (BN: 2016/5849, KT: 25/9/2019)

Başvuru Numarası : 2016/5849
Karar Tarihi : 25/9/2019

I. BAŞVURUNUN KONUSU

  1. Başvuru; sahte fatura kullanma fiili sebebiyle yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyata
    karşı açılan davada, aynı nedenle açılan kamu davasında verilen beraat hükmünün dikkate alınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
    II. BAŞVURU SÜRECİ
  2. Başvuru 18/3/2016 tarihinde yapılmıştır.
  3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden
    sonra Komisyona sunulmuştur.
  4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından
    yapılmasına karar verilmiştir.
  5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin
    birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
  6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)
    gönderilmiştir. Bakanlık, görüş verilmesine gerek görülmediğini bildirmiştir.
    III. OLAY VE OLGULAR
  7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
    Başvuru Numarası : 2016/5849
    Karar Tarihi : 25/9/2019
    3
  8. Başvurucu Şirketin 2009 yılı hesapları üzerinde 2012 yılında yapılan vergi
    incelemesinde başvurucunun sahte fatura ticareti yapan İ. İnş. Nak. Taah. Ltd. Şti.nden sahte fatura aldığı, bu sahte belgeleri resmî defterlerine kaydettiği ve anılan sahte faturaları kullanarak haksız yere katma değer vergisi indiriminden yararlanmak suretiyle vergi ziyaına
    yol açtığı tespiti yapılmıştır.
  9. Söz konusu incelemeye istinaden başvurucu Şirket adına 2009/2, 3, 5, 6 ve 7
    dönemleri için vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatı yapılmış ve özel usulsüzlük cezası kesilmiştir.
    A. Ceza Davası
  10. Gölcük Cumhuriyet Başsavcılığının 2/1/2013 tarihli iddianamesiyle başvurucu
    Şirketin mesul müdürü İ.E.nin 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçundan dolayı 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin (b) fıkrası ile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinin birinci fıkrası ve 53. maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
  11. Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edilmesiyle başlanan
    kamu davasında yapılan yargılama neticesinde 14/4/2015 tarihli kararla sanık İ.E.nin
    beraatine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
    “Dosya içerisinde bulunan soruşturma evrakı, iddianame, sanık savunması, katılan
    vekilinin beyanı, tanık anlatımları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı içeriği birlikte
    değerlendirildiğinde; her ne kadar sanık hakkında salt KDV ödemelerini düşürmek amacı
    ile gerçeği yansıtmayan sahte fatura temin etme ve kullanma olayına bir çok kez gittiği,
    vergi ziyanına sebebiyet verdiği ve 213 Sayılı Vergi Usul Yasası’na Muhalefet ettiği
    iddiasıyla kamu davası açılmış ise de, tanık anlatımlarına binaen sanığın kayıtlara
    istinaden alındığı gözüken yakıtı gerçekte de almış olduğunun beyan edildiği, makine
    bilirkişisi raporunda toplam tank hacminin 41.865,494 litre olduğunun belirtildiği, üçlü
    bilirkişi raporunda ise fatura muhteviyatı malların alındığı ve hizmetlerin görüldüğü
    anlaşıldığından sanığın 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b-1 maddesinde yazılı suçu
    işlemediği sonucuna varıldığının bildirildiği anlaşılmakla sanığa sabit sayılabilecek bir
    eylem isnadının bu delillerle mümkün olmadığı, iddianın sabit olması için tüm şüphe
    sebeplerinden arınmış tarafsız delillerle sübuta varılması gerektiği, savunmanın aksinin
    kanıtlanamamış olup var olan şüphe sebepleri de sanık lehine yorumlanarak sanığın atılı
    suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli somut her türlü şüpheden uzak ve
    cezalandırmaya yeterli delil elde edilemediğinden isnat edilen suçun sanık tarafından
    işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle atılı suçtan beraatine dair aşağıdaki şekilde karar
    vermek gerekmiştir.”
  12. Kararın temyiz edilmesi nedeniyle dosya Yargıtay 11. Ceza Dairesinde
    derdesttir.
    B. İptal Davası
  13. Başvurucu Şirket tarafından 17/1/2013 tarihli dilekçe ile cezalı tarhiyata karşı
    dava açılmış; Kocaeli 2. Vergi Mahkemesinin (Mahkeme) 28/6/2013 tarihli kararıyla davanın
    özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmı kabul edilmiş, vergi ziyaı cezalı tarhiyata ilişkin kısmı
    ise reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin ret ile sonuçlanan kısmı şöyledir:
    Başvuru Numarası : 2016/5849
    Karar Tarihi : 25/9/2019
    4
    “İ. İnş.Nak.Taah. Ltd. Şti hakkında düzenlenen 04.05.2011 gün ve 619/2 sayılı vergi
    tekniği raporunda; şirketin 2006 yılında sahte fatura kullandığı gerekçesiyle incelemeye
    alındığı, çeşitli tarihlerde yapılan yoklamalarda işyerinde bulunmadığı ve tanınmadığı,
    vergi borçlarını ödemediği, 2006 ve 2007 yılında çok yüksek tutarlar içeren katma değer
    vergisi beyannameleri verdiği, Ba, Bs bildirimlerinde çelişkili ve hatalı bilgiler yer aldığı,
    sahte fatura kullandığı, şirket yetkilisinin faaliyette bulunmadıklarını belirttiği dönemlerde
    de yüksek tutarlı matrahlar içeren beyannameler vermeye devam ettiği, defter tasdik ettiğine
    ilişkin kayıt bulunmadığı, muhtelif tür ve dönemlere ait vergi beyannameleri vermediği gibi
    tespitlerin yer aldığı ve bu tespitler doğrultusunda mükellefiyetlerinin resen terk ettirildiği
    görülmektedir.
    Buna göre davacının faturalarını kullandığı mükellefin vergi tekniği raporunda tespit
    edilen ve yukarıda ayrıntılı şekilde belirtilen bu olumsuz özellikleriyle, düzenlediği belgelere
    göre kısa süre içinde çok yüksek tutarlı hasılatlarını elde edebileceği gerçek bir faaliyetinin
    mevcut olması ekonomik ve ticari hayatın olağan icaplarına uygun düşmemektedir. Bu
    ölçekte hasılatı bulunan mükellefin adreslerinde yapılan yoklamada bulunmaması, asgari
    vergisel ödevlerini yerine getirmemesi gibi hususlar dikkate alındığında, bu mükellefin
    düzenlediği belgelerin gerçek bir alım satım ilişkisine dayalı olarak düzenlenmediği sonucu
    açıkça ortaya çıkmaktadır.
    Bu itibarla davacı şirketin bu mükelleften aldığı faturaların gerçeği yansıtmadığı ve
    içeriği vergilerin hazineye intikal ettirilmemiş olması nedeniyle yukarıda anılan yasal
    düzenlemeler gereği olarak indiriminin kabulü hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla yasal
    kayıtlara alınan ve beyannamelere konu edilen ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge
    niteliği taşıyan bu faturalar içeriği vergilerin indirimlerinin reddi suretiyle salınan vergi
    ziyaı cezalı katma değer vergisinde hukuka aykırılık görülmemiştir.”
  14. Karar temyiz edilmiş ve Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 28/1/2015 tarihli
    ilamıyla kararın onanmasına hükmedilmiştir.
  15. Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 23/12/2015 tarihli kararıyla 6/1/1982
    tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 54. maddesinde yazılı karar
    düzeltme nedenlerinin bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
  16. Nihai karar, 22/2/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
  17. 18/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
    IV. İLGİLİ HUKUK
  18. 213 sayılı Kanun’un 30. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
    “Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere
    veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları
    tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi
    inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh
    olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı
    resen takdir olunmuş sayılır.
    Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının
    tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin
    mümkün olmadığı kabul edilir.
    Başvuru Numarası : 2016/5849
    Karar Tarihi : 25/9/2019
    5
  19. Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu
    yansıtmadığına dair delil bulunursa…”
  20. 213 sayılı Kanun’un 134. maddesi şöyledir:
    “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak
    tespit etmek ve sağlamaktır.
    İncelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde inceleme, işletmeye
    dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi
    gereken unsurların tetkikına da teşmil edilebilir. Fiili envanterin yapılmasının gerektirdiği
    ve incelemeyi yapan tarafından tasdik edilen giderler Hazinece mükellefe ödenir.”
  21. 213 sayılı Kanun’un 341. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
    “Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında
    yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk
    ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder”
  22. 213 sayılı Kanun’un 344. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının ilgili
    kısmı şöyledir:
    “341 inci maddede yazılı hallerde vergi ziyaına sebebiyet verildiği takdirde, mükellef
    veya sorumlu hakkında ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilir.
    Vergi ziyaına 359 uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç
    kat … olarak uygulanır.”
  23. 213 sayılı Kanun’un 367. maddesinin son fıkrası şöyledir:
    “Ceza mahkemesi kararları, bu Kanunun dördüncü kitabının ikinci kısmında yazılı
    vergi cezalarını uygulayacak makam ve mercilerin işlem ve kararlarına etkili olmadığı gibi,
    bu makam ve mercilerce verilecek kararlar da ceza hâkimini bağlamaz.”
  24. 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29.
    maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
    “Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer
    vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki
    vergileri indirebilirler:
    a) Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura
    ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisi.”
  25. 3065 sayılı Kanun’un 34. maddesi şöyledir:
    “1. Yurt içinden sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer
    Vergisi, alış faturası veya benzeri vesikalar ve gümrük makbuzu üzerinden ayrıca
    gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebilir.
    Başvuru Numarası : 2016/5849
    Karar Tarihi : 25/9/2019
    6
  26. Katma Değer Vergisinin fatura ve benzeri vesikalarda ayrıca gösterilmesine gerek
    görülmeyen işlemlerde Vergi indiriminin nasıl belgelendirileceği Maliye ve Gümrük
    Bakanlığınca tespit olunur.”
    V. İNCELEME VE GEREKÇE
  27. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip
    gereği düşünüldü:
    A. Başvurucunun İddiaları
  28. Başvurucu; vergi ziyaına neden olma suçundan dolayı açılan ceza davasında
    beraat kararı verildiğini ve ortada vergi ziyaına neden olan bir suçun bulunmadığının
    mahkeme kararı ile hüküm altına alındığını, söz konusu beraat hükmünün cezalı tarhiyatın
    kaldırılması istemiyle açılan davanın karar düzeltme aşamasında dile getirilmesine karşın
    gözönünde bulundurulmadığını ve kararın düzeltilmesi isteminin reddine karar verildiğini, bu
    nedenle aynı konuda ceza mahkemesi ile vergi mahkemesi kararları arasında çelişki
    oluştuğunu ve beraat kararı dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek adil yargılanma
    hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
    B. Değerlendirme
  29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
    “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde
    davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
  30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki
    nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir
    Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, ceza yargılamasında verilen beraat
    hükmü dikkate alınmadan karar düzeltme talebinin reddedildiğini ve bu nedenle aynı konuda
    ceza mahkemesi ile vergi mahkemesi kararları arasında çelişki oluştuğunu belirtmiştir. Somut
    olayda başvurucunun temel iddiası, ileri sürdüğü iddiaların karşılanmamasına ilişkindir. Buna
    göre başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı
    yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
  31. Kabul Edilebilirlik Yönünden
  32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini
    gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil yargılanma hakkının ihlal
    edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
  33. Esas Yönünden
    a. Genel İlkeler
  34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ile Avrupa İnsan Hakları
    Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut
    görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil
    yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi
    Başvuru Numarası : 2016/5849
    Karar Tarihi : 25/9/2019
    7
    uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM
    içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerekse
    AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara
    Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No:
    2012/13, 2/7/2013, § 38).
  35. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına
    sahip olduğu belirtilmiş, ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla
    birlikte Anayasa’nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,
    Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılama
    hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1)
    numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar
    hakkının da dâhil olduğu AİHM’in birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın
  36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de
    kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
  37. Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her
    türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma
    yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da
    gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah
    Topçu, § 76).
  38. Gerekçeli karar hakkı ile, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarının sağlanması
    amaçlanmaktadır. Mahkemeler, kararlarını tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri
    iddiaların kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve demokratik bir toplumda onlar adına verilen yargı kararlarının sebeplerinin toplum tarafından öğrenilmesinin
    sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,
    §§ 31, 34).
  39. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve
    savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz.
    Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda
    değillerse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) gerekçeli karardan davanın
    esas sorunlarının incelenmiş olduğu anlaşılmalıdır.
  40. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği, davanın niteliğine
    ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve
    savunmaların davanın sonucuna etkili olması başka bir deyişle davanın sonucunu
    değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara
    mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).
  41. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir
    husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul
    veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer
    Başat ve diğerleri, § 39).
  42. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin kararını uygun
    bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir atıfla kararına yansıtması
    yeterlidir. Burada önemli olan husus temyiz merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana
    unsurları incelediğini, derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu
    göstermesidir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).
    Başvuru Numarası : 2016/5849
    Karar Tarihi : 25/9/2019
    8
    b. İlkelerin Olaya Uygulanması
  43. Uyuşmazlığa konu olayda başvurucu; incelemede tenkit edilen faturalara konu
    malların gerçekten alındığını, ödemelerin banka havalesi veya çekle yapıldığını ve sahte
    fatura temininin söz konusu olmadığını belirterek cezalı tarhiyatın kaldırılması istemiyle
    17/1/2013 tarihinde Kocaeli 2. Vergi Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme 28/6/2013
    tarihinde, başvurucu Şirketin aldığı faturaların gerçeği yansıtmadığı ve içeriği vergilerin
    Hazineye intikal ettirilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın vergi ziyaı cezalı tarhiyata ilişkin
    kısmının reddine, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ise kabulüne karar vermiştir (bkz.
    § 13). Temyiz edilen karar Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 28/1/2015 tarihli kararıyla
    onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 23/12/2015 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.
  44. İdari davada da dayanak alınan inceleme ve vergi suçu raporları uyarınca
    başvurucu Şirketin mesul müdürü hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde 213
    sayılı Kanun’a muhalefet suçundan iddianame düzenlenerek Gölcük 1. Asliye Ceza
    Mahkemesinde de kamu davası açılmıştır. Bu dava sonucunda verilen 14/4/2015 tarihli
    kararda, idare tarafından ve vergi mahkemesince sahte fatura düzenleyicisi olarak kabul
    edilen İ. İnş. Nak. Taah. Ltd. Şti.nin gerçek bir faaliyetinin bulunup bulunmadığı hususuyla
    ilgili herhangi bir değerlendirme yapmamış; sadece emtianın gerçekten alınıp alınmadığı
    yönünde inceleme yapmak suretiyle hüküm kurmuştur. Söz konusu kararda, dosya içinde
    bulunan soruşturma evrakı, iddianame, sanık savunması, katılan vekilinin beyanı, tanık
    anlatımları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı içeriği birlikte değerlendirildiğinde sanığın
    atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli somut her türlü şüpheden uzak ve
    cezalandırmaya yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiştir
    (bkz. § 11). Sanık hakkında verilen beraat hükmü temyiz edilmekle birlikte uyuşmazlık
    Yargıtay 11. Ceza Dairesinin E.2018/6961 sayılı dosyasında derdest durumdadır.
  45. Sahte fatura, gerçek bir muamele veya durum bulunmadığı hâlde bunlar varmış
    gibi düzenlenen faturayı ifade etmektedir. Muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ise gerçek bir
    muamele veya duruma dayanmakla beraber bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar
    itibarıyla gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belgeyi tanımlamakta ve bu iki durum farklı iki suçu
    oluşturmaktadır. Bu nedenle ceza yargılamasında irdelenen emtianın gerçekten alınıp
    alınmadığı hususu, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma suçu bakımından önem
    taşımakla birlikte sahte fatura kullanımına yönelik herhangi bir sonuç doğurmamaktadır.
  46. Somut olayda idari yargılama süreci devam ederken başvurucu Şirketin mesul
    müdürü hakkında Gölcük 1. Asliye Ceza Mahkemesinde 213 sayılı Kanun’a muhalefet
    suçundan yapılan ceza yargılamasında, sadece emtianın gerçekten alınıp alınmadığı yönünde
    inceleme yapılarak beraat kararı verildiği, sahte fatura kullanımı ile ilgili herhangi bir
    inceleme ve değerlendirmenin ise yapılmadığı görülmüştür. Buna karşılık vergi mahkemesi
    tarafından, sahte fatura kullanma fiili çerçevesinde inceleme yapılarak bu kapsamda İ. İnş.
    Nak. Taah. Ltd. Şti.nin faaliyetinin gerçek olup olmadığı hususuyla ilgili detaylı bir
    değerlendirme yapılmış, bu Şirketin faaliyetinin gerçek olmadığı sonucuna ulaşılmış ve bu
    sebeple davanın reddine hükmedilmiştir.
  47. İdari yargı mercileri kural olarak -ceza davasında verilen karar ile bağlı
    olmamakla birlikte- davacının yargılamanın sonucuna etkili olabilecek itirazları nedeniyle bu
    karara konu maddi olguları değerlendirerek davacının itirazlarını karşılamak yükümlülüğü
    altındadır (Erkan Akış ve diğerleri, B. No: 2013/6133, 13/4/2016, § 62).
    Başvuru Numarası : 2016/5849
    Karar Tarihi : 25/9/2019
    9
  48. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde ise vergi
    mahkemesinin yaptığı değerlendirme ile ceza mahkemesinin yaptığı değerlendirmenin
    tamamen farklı suçlara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesi kararında sahte fatura
    kullanma suçuna ilişkin bir değerlendirme ve bu suça yönelik beraat kararı bulunmaması
    üzerine vergi mahkemesinin bu karar uyarınca hüküm kurması ya da kararında bu hususa
    yönelik itirazları karşılaması mecburiyetinden söz edilemeyeceği anlaşılmış ve gerekçeli
    karar hakkı bakımından bir ihlalin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
  49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence
    altına alınan gerekçeli karar haklarının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
    VI. HÜKÜM
    Açıklanan gerekçelerle;
    A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine
    ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
    B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının
    İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
    C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
    D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 25/9/2019
    tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s