Genel

Vergi borçlusunun vefatından önce mal varlığı üzerinde yapılan tasarrufların iradi ya da kanuni muvazaa kapsamında değerlendirilmesi neticesinde hukuki işlemlerin iptali gündeme gelebilir. Bu nedenle vergi hukukunu bilmek yetmez, vergi icra hukuku bilgisi mal varlığının korunması açısından oldukça önemlidir.

D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No: 2013/6239, Karar No: 2017/1040 sayılı kararı.

Kararın Düzeltilmesini İsteyen:…
Karşı Taraf :…
Vekili :…

İstemin Özeti : Davacının vefat eden eşi …nın vadesinde ödenmeyen vergi borçları nedeniyle adına kayıtlı iki adet taşınmazın tapu kaydına ihtiyati haciz uygulanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; gayrimenkullerin …..’nın vefatından önce parasının bizzat kendisi tarafından ödenmesi suretiyle alındığına ilişkin bilgiye ulaşılması nedeniyle bu alım işlemlerinin muvazaalı olduğu ve borçludan mal kaçırma amacına dayandığından bahisle adli yargıda tasarrufun iptali davası açıldığı, olayda davacının asıl borçlu ile birlikte hareket etmek suretiyle kamu alacağının tahsilini önlemek yönünde iradesi bulunduğunun davalı idarece söz konusu davada kanıtlanabileceği, zira bu davada Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda öngörülen araçlar kullanılarak aynı taşınmazların üçüncü kişilere satılmasının önlenmesi ve bu yolla alacağın tahsilinin davanın sonucuna göre güvence altına alınmasının da olanaklı olduğu, dava konusu işlemin dayanağı olan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 13’üncü maddesinin 7’nci bendinin, muvazalı olduğu belirtilen işlemin taraflarından amme borçlusunun elden çıkarılmayan diğer mallarına uygulanabilecek bir tedbir olup üçüncü şahıs konumundaki davacıya uygulanabilecek bir tedbir niteliğinde olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararına yöneltilen davalı idare temyiz istemini aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle reddeden Danıştay Üçüncü Dairesinin 15.11.2012 gün ve E;2010/2952, K,2012/3741 sayılı kararının; davacının üçüncü kişi değil yasal mirasçı konumunda olduğu, ihtiyati haciz işleminin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek düzeltilmesi istenmiştir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Tetkik Hakimi :…
Düşüncesi : Kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ile Danıştay Üçüncü Dairesince verilen kararın kaldırılıp, vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince kararın düzeltilmesi istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54’üncü maddesinin (c) bendi hükmüne uygun bulunduğundan karar düzeltme isteminin kabulüyle Danıştay Üçüncü Dairesinin 15.11.2012 gün ve E:2010/2952, K:2012/3741 sayılı kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra davalı idarenin temyiz istemi yeniden incelenerek işin gereği görüşülüp düşünüldü:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 13’üncü maddesinin (7) numaralı bendinde, iptali istenen muamele ve tasarrufun mevzuunu teşkil eden mallara, bu mallar elden çıkarılmışsa elden çıkaranın diğer malları hakkında uygulanmak üzere, Kanunun 27, 29, 30’uncu maddelerinin tatbikini icabettiren haller, ihtiyati haczin uygulanmasını gerektiren haller arasında sayılmıştır. Aynı yasanın “Diğer Koruma Hükümleri” ne ilişkin IV. Bölümünün “İptal davası açılması” başlıklı 24’üncü maddesinde, amme borçlusunun Kanunun 27, 28, 29 ve 30’uncu maddelerinde yazılı tasarruf ve muamelelerinin iptali için umumi mahkemelerde dava açılacağı kuralına yer verilmiştir.
6183 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinin (7) numaralı bendi, amme alacağının tahsiline imkan bırakmamak amacıyla yapılan tasarruflara konu malların ihtiyaten haczine imkan tanıyan bir düzenleme içermekte olup belirtilen kurala göre ihtiyati haciz uygulamasına gidebilmek için, ortada kesinleşmiş bir amme alacağının bulunması ve bu alacağın tahsilini engellemek amacıyla yapılan tasarrufun iptali istemiyle genel mahkemelerde dava açılmış olması gerekmektedir.
Olayda davalı idare tarafından, vergi borçlusunun ölümü üzerine mirasın davacı tarafından reddedilmesine karşın sözü edilen taşınmazların, vergi borçlusu muris tarafından ölmeden önce bedelleri ödenerek eşi adına alındığı bilgisine ulaşılması üzerine bu işlemlerin vergi borçlarını ödememek maksadıyla muvazaalı olarak yapıldığı sonucuna ulaşılarak adli yargıda tasarrufun iptali davası açılmıştır.
Bakılan davaya konu uyuşmazlığın 6183 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinin (7) numaralı bendi uyarınca tesis edilen ihtiyati haciz işleminin koşullarının oluşup oluşmadığının değinilen hususlar yönünden yapılacak değerlendirilme sonucu çözüme kavuşturulması gerektiğinden Vergi Mahkemesince davanın, dava konusu işlemin dayanağı olan düzenlemenin, muvaazalı olduğu belirtilen işlemin taraflarından amme borçlusunun elden çıkarılmayan diğer mallarına uygulanabilecek tedbirleri içerdiği, dolayısıyla üçüncü şahıs konumundaki davacıya uygulanamayacağı sonucuna ulaşılarak sonuçlandırılmasında hukuka uygunluk görülmediğinden, Vergi Mahkemesi kararının değinilen değerlendirme yapılarak ulaşılacak sonuca göre yeniden bir karar verilmek üzere bozulması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13’üncü maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 22.2.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s