Genel

Emlak Vergisi Bildirimleri Üzere Tahakkuk Eden Vergilere Karşı İhtirazi Kayıt Konulmaksızın Dava Açılabilir Mi?

1319 Sayılı Emlak Vergisi Kanunun 33. maddesinde vergi değerini tadil eden sebepler sayılmış olup, maddenin 6 numaralı fıkrasında; bir bina veya arazinin taksim veya ifraz edilmesi veya mükellefinin değişmesi hali de vergi değerini tadil eden sebepler arasında sayılmıştır.

Aynı Kanunun 23. maddesinde ise; bu Kanunun 33’üncü maddesinde (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde (geçici ve daimi muafiyetten faydalanılması hali dahil) emlâk vergisi bildirimi verilmesinin zorunlu olduğu, devlete ait arazi için ise bildirim verilmeyeceği hükme bağlanmış, maddenin (b) fıkrasında, bu Kanunun 33’üncü maddesinde yazılı vergi değerini tadil eden sebeplerin doğması halinde, değişikliğin vuku bulduğu bütçe yılı içerisinde, emlakın bulunduğu yerdeki ilgili belediyeye bildirimde bulunulacağı hükme bağlanmıştır.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nda emlak vergisinin tarh ve tahakkukunu düzenleyen maddelerin ise, 09.04.2002 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe giren 4751 sayılı Kanun ile değiştirildiği ve yapılan değişiklikle tarh ve tahakkuka ilişkin yeni esaslar getirilmiştir.

4751 sayılı Kanun ile emlak vergisi uygulaması sonucunda görülen olumsuzlukları ortadan kaldırmak ve vergilemede kolaylığın ve basitliğin sağlanması amacıyla dört yılda bir alınmakta olan beyan esasının kaldırıldığı ve sadece vergi değerini tadil eden nedenlerin bulunması halinde mükelleflerden bildirim alınmasını sağlamaya yönelik değişikler yapıldığı görülmektedir. Yapılan bu değişiklikle emlak vergisinde genel beyan esası kaldırıldığından, kanun metninden genel beyana ilişkin olarak yer alan hükümler çıkarılmış, diğer taraftan, emlak vergisinin tarh ve tahakkukuna esas olacak arsa ve arazi birim metrekare değerlerinin dört yılda bir belirlenmesi esası getirilmiştir.

213 sayılı Kanunun 378. maddesinde ise; mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı dava açamayacakları, bu Kanunun vergi hatalarına ait hükümlerinin saklı olduğu kurala bağlanmıştır. Emlak Vergisi Kanunu uyarınca beyan esasının olduğu dönemlerde mükellefler tarafından emlak vergisi hesaplanıp beyan edilmekte ve vergi de beyan edilen matrah gözönüne alınarak hesaplanmakta idi. Bu gibi durumlarda 213 sayılı Kanunun 378. maddesi uyarınca vergi hataları hariç olmak üzere mükelleflerce beyan edilen matrahlara ve bu matrahlar üzerinden hesaplanan vergilere karşı dava açma imkanı bulunmamakta idi.
Ancak bildirim esasının gelmesi ile birlikte artık beyan edilen bir matrah ve vergi söz konusu olamayacağından ve sadece malik olunan taşınmazla ilgili bildirimde bulunulacağından, 09.04.2002 tarihinden sonra emlak vergisi uyuşmazlıklarında 213 sayılı Kanunun 378. maddesinin uygulanması söz konusu olamayacaktır. Kaldı ki anılan maddede verilecek beyannamelerde ihtirazi kayıt konulacağına dair bir hüküm de yer almamaktadır. Öte yandan gerek Vergi Usul Kanununda gerek Emlak Vergisi Kanununda emlak vergisi mükelleflerince verilecek bildirimlere ihtirazi kayıt konulmadan dava açılamayacağına dair bir hüküm de bulunmamaktadır.

(Bu yazı Danıştay 28.02.2017 Gün ve 9. Dairesi’nin E: 2016/15201, K: 2017/2233  sayılı Kararı referans alınarak kaleme alınmıştır.)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s