Cezaya İlişkin Bir Hükmün Değiştirilmesi Halinde Failin Lehine Olan Ceza Hükmünün Uygulanacağı Yolundaki Genel Ceza Hukuku Prensibinin, Ödeme Emrine Karşı Açılan Davalarda, Ödeme Emrine Konu Cezalar İçin De Dikkate Alınabileceğine Dair Güncel Danıştay VDDK Kararı.

D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU’NUN 12.06.2019 tarih ve Esas No: 2018/1129, Karar No: 2019/369 sayılı kararı.

TEMYİZ EDEN (DAVALI) :
VEKİLİ :
KARŞI TARAF (DAVACI) :

İSTEMİN KONUSU :…Vergi Mahkemesinin, …/…/… tarih ve E:…/…, K:…/… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem : Davacı adına, … ilâ … yıllarının muhtelif dönemlere ait beyannamelerin süresinde verilmemesi nedeniyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası ile 352. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi uyarınca kesilen usulsüzlük cezaları ve … yılının Nisan-Haziran ve Temmuz-Eylül dönemleri için verilen gelir (stopaj) beyannamesi üzerine tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisi ile damga vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen ……/… tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Mahkemenin ilk kararının özeti:… Vergi Mahkemesinin,…/…/ tarih ve E…/…, K:…/… sayılı kararında aşağıdaki hukuksal nedenler ve gerekçeye yer verilmiştir:
Ödeme emri içeriği usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin ihbarnameler davacıya tebliğ edilmesine rağmen dava açılmadığı gibi tahakkuk eden kamu alacağı vadesinde de ödenmemiştir.
… yılının Nisan-Haziran ve Temmuz-Eylül dönemleri için verilen gelir (stopaj) beyannamesi üzerine tahakkuk eden ve kesinleşen vergiler de vadesinde ödenmemiştir.
Davacının aksi yönde somut bir iddiası bulunmadığı gibi, ileri sürülen diğer hususların ihbarname ve tahakkuk aşamasında açılacak davada incelenebilecek olması ve bu aşamada incelenme olanağının bulunmaması karşısında usulüne uygun olarak kesinleşen ve ödenmeyen amme alacağının tahsili için ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, 5904 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 01/08/2009 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 22. maddesiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355. maddesinde yapılan değişiklikle, 1. fıkrada yer alan özel usulsüzlük cezası miktarları azaltılmıştır. Ayrıca, aynı maddeye, elektronik ortamda beyanname ile bildirim ve form verme mecburiyetine uymayanlara bu maddeye göre ceza kesilmesi halinde, 352. maddenin birinci derece usulsüzlüklerle ilgili (1) numaralı bendi ile ikinci derece usulsüzlüklerle ilgili (7) numaralı bendi uyarınca ayrıca ceza kesilmeyeceği yolundaki fıkra eklenmiştir.

Vergi mahkemesi, cezaya ilişkin bir hükmün değiştirilmesi halinde failin lehine olan ceza hükmünün uygulanacağı yolundaki genel ceza hukuku prensibi uyarınca, kanunda yazılı tutar dikkate alınmaksızın hesaplanan özel usulsüzlük cezalarının fazlaya ilişkin kısmı ile hem usulsüzlük hem de özel usulsüzlük cezası kesilen dönemlere ilişkin olarak kesilen usulsüzlük cezalarında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emrini kısmen iptal etmiştir.

Daire kararının özeti: Davalı idarenin temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, 31/03/2016 tarih ve E:2013/606, K:2016/1381 sayılı kararıyla temyiz istemini reddetmişse de; karar düzeltme istemini kabul ederek önceki kararını kaldırdıktan sonra temyiz istemini yeniden inceleyerek verdiği 01/03/2018 tarih ve E:2016/19791, K:2018/2112 sayılı kararında aşağıdaki hukuksal nedenler ve gerekçeye yer verilmiştir:

Dava konusu ödeme emri içeriği usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının vadelerinde ödenmeyerek kesinleştiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde, ödeme emrine konu borcun hukuken doğmadığı ve özel usulsüzlük cezası miktarlarını azaltan 5904 sayılı Kanun hükmünün davanın görülmesi sırasında dikkate alınması gerektiği yolunda herhangi bir iddia ileri sürülmemesine rağmen, Mahkemece, bu konu re’sen değerlendirilerek, ödeme emri kısmen iptal edilmiştir.

Ödeme emrine karşı açılacak davada borçlunun itiraz nedenleri arasında sayılmayan ve ihbarnameye karşı açılan davada irdelenebilmesi mümkün bulunan bir husus karara gerekçe gösterilmiştir. Üstelik, davacının temsilcisi olduğu şirketçe hakkında yapılan tarhiyata ve kesilen özel usulsüzlük cezalarına ilişkin vergi/ceza ihbarnamelerine karşı tarhiyat aşamasında, hatta 6111 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan başvurunun, mezkur Yasada belirtilen şartları taşımaması nedeniyle reddedilmesi üzerine iptali istemiyle dava açılmamıştır. Ayrıca asıl borçlu şirket tarafından usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezasının ödenmediği gibi ödenemeyeceğinin de anlaşılması nedeniyle, söz konusu alacağın kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin kısmen iptali yolunda verilen mahkeme kararında yasal isabet görülmediği gerekçesiyle kararın iptale ilişkin kısmını bozmuştur.

Israr kararının özeti: Mahkeme, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle bozulan kısım yönünden ilk kararında ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının kesinleşmiş borçlar için yapılandırma talebinde bulunduğu, dava konusu ödeme içeriği cezalar 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla kesinleşmediğinden yapılandırma kapsamına alınmadığı, kesinleşmemiş borçlar için ise davacı tarafından herhangi bir başvuruda bulunulmadığı belirtilmektedir. Ayrıca, esasa ilişkin iddiaların tahsilat safhasında incelenemeyeceği, kesinleşen amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan ısrar kararı, aynı hukuksal nedenler ve gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek durumda görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE,
2-… Vergi Mahkemesinin, …/…/… tarih ve E:../…, K:…/… sayılı ısrar kararının ONANMASINA,
2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/06/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

X – KARŞI OY:

Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyoruz.

Bir önceki yazımız olan Ticaret Sicil Kaydı Silinerek Tüzel Kişiliği Sona Eren Şirketin Vergi Davası Açamayacağı, Dava Sırasında Kaydı Silinirse Yargılamanın Devam Edemeyeceğine Dair Güncel Danıştay VDDK kararı. başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir