Genel

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesinde Tapu Harcı Davası Çeşitleri

Son zamanlarda Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi (Kentsel Dönüşüm) nedeniyle inşa edilen gayrimenkullerin devri vergi yargısı gündemini oluşturmaktadır. Buradaki ihtilaflar genelde, yüklenicilerin veya maliklerin taşınmazlarını üçüncü kişilere devretmeleri neticesinde tapu idaresince satıcı ve alıcıdan aranan tapu harçlarının alınıp alınmaması gerektiği tartışmasından kaynaklamaktadır. Bu tartışmanın hukuki çözümü ise vergi yargısında açılabilecek dava türlerine göre farklı değerlendirmeler yapılması ve sonuçların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu makalede açılabilecek dava türlerine göre, yargılama sonucunda davacı lehine karar verilmesi için itirazın nasıl şekillenmesi gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

Bilindiği üzere Harçlar Kanunu kuralları uyarınca kural olarak bir taşınmazın belirli bir bedel (ivaz) karşılığında devri tapu harcına tabidir. Bu harç hem alıcı hem satıcıdan belirli oranlarda alınmaktadır. Kanun’un 59. maddesindeki genel istisna düzenlemesi dışında bazı kanunlarda da tapu harcı istisnasına yönelik kurallara yer verilmiştir. Bu düzenlemelerden birisi de Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’unda yer almaktadır. Söz konusu düzenleme kentsel dönüşüm alanlarında üretilen yeni konutların üçüncü kişilere tesliminde tapu harcının aranıp aranmaması açısından tereddüt oluşturmaktadır. İlgili fıkra aşağıdaki gibidir:

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’un (değişik*) 7/9. fıkrası:

“Bu Kanun uyarınca yapılacak olan ve Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve dönüşüme konu yapıların inşası işini yüklenen müteahhit ile malik ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerinden birinin taraf olduğu;

a) Bu Kanun kapsamındaki yapıların dönüşüme tabi tutulmadan önce ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri ile bu Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların malik, işi yüklenen müteahhit ve en az bir yıldır kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak riskli yapıyı kullanan gerçek kişiler veya özel hukuk tüzel kişilerine ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri,

b) Bu Kanun kapsamındaki bir yapıdan dolayı, bu Kanun kapsamındaki parsellerde veya alanlarda veya söz konusu parsel ve alanların dışındaki parsellerde yeni bir yapı yapılması ya da mevcut bir yapının satın alınması veya ipotek tesis edilmesi işlemleri,

c) Kanun kapsamında yapılacak uygulamalar neticesinde meydana gelen yeni yapıların işi yüklenen müteahhit, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi, İdare ve bunların iştirakleri tarafından gerçekleştirilecek ilk satışı, devri, tescili ve ipotek tesis edilmesi işlemleri, ile bu bentlerde belirtilen yapıların dönüşümüne ilişkin olarak Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan ücret ve harçlardan, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden, bu işlemler nedeniyle düzenlenecek kâğıtlar, resmî dairelerin mal ve hizmet alımlarına ilişkin ödemeler sebebiyle düzenlenen kâğıtlar da dahil olmak üzere damga vergisinden, bu Kanun kapsamındaki yapıların maliklerine ve malik olmasalar bile bu yapılarda kiracı veya sınırlı ayni hak sahibi olarak en az bir yıldır ikamet ettiği veya bunlarda işyeri bulunduğu tespit edilenlere bu amaçlarla kullandırılan krediler dolayısıyla lehe alınacak paralar, banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. Bu Kanun kapsamındaki iş, işlem ve uygulamalar, Bakanlık, TOKİ, İller Bankası Anonim Şirketi ve İdarenin, sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları şirketleri tarafından yürütülüyor ise, bu şirketlerce yapılan iş, işlem ve uygulamalarda da bu fıkrada belirtilen vergi, harç ve ücret muafiyetleri uygulanır. “

Yukarıda yer verdiğim düzenlemede, kentsel dönüşüm çerçevesinde inşa edilen taşınmazların üçüncü kişilere satışının tapu harcından müstesna olup olmadığı, diğer bir deyişle tapu harcının doğup doğmadığı açık bir şekilde yer almamaktadır. Çünkü “ilk satış” veya “diğer işlemler” ibarelerinin ne anlama geldiği ilk bakışta tespit edilemeyebilir. Ancak düzenlemenin c fıkrasından bu sonucun ortaya çıkabileceği şeklinde değerlendirme yapmak mümkündür. Peki istisnanın açık olup olmamasına göre vergi yargısına taşınacak bu problemin çözümü davacıları nasıl etkilemektedir?

Kentsel dönüşüm tapu harcı İhtilafı yargıya genelde iki şekilde taşınmaktadır. Birincisi davacılar tapu harcı ödemesini yaptıktan sonra vergi mahkemesinde dava açmakta ve iade isteminde bulunmaktadırlar. Bu dava türünde konu iade istemi olduğundan iptal davasından ziyade dava tam yargı davasının bir çeşididir. Bu nedenle bu davayı açmak için ödeme sırasında herhangi bir ihtirazi kayıt konulması lüzumu bulunmamaktadır. Çünkü vergi hukukunda ihtirazi kayıt ancak beyannamelere konulabilmektedir. Burada alıcı veya satıcı tarafından tapu veya vergi idaresine herhangi bir vergi beyannamesi verilmemektedir. Bu nedenle tapu harcı ödemesinde ihtirazi kayıt konulmuş olsa da konulmasa da ödemeden itibaren 30 gün içerisinde dava açarak ödenen tutarın iadesi istenebilir. Bu dava türünde uyuşmazlığın çözümü açısından herhangi bir hukuki değerlendirme sınırlaması olmadığından, ihtilaf, idari yargı tekniği bağlamında tüm boyutlarıyla ele alınır ve hakim yukarıda yer verilen düzenlemeyi ve olayı yorumlayıp değerlendirerek bir sonuca varır. Dolayısıyla ileri sürülen ihtilaf en kolay, basit ve etkili bu usul ile davacı lehine çözülebilir.

Bununla birlikte ödenen tapu harcının iadesi yönünde bir diğer dava türü ve üzerinde en çok durulması gereken yöntem, ödemenin üzerinden 30 gün geçtikten harcın iade istemine konu edilmesidir. Bu yargılama vergi hatası davası yoluyla yapılabildiğinden davacılar tarafından vergi dairesine düzeltme ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na şikayet yolu tüketilerek dava açılabilir. Çünkü Harçlar Kanunu’nun 67. maddesine göre tapu ve kadastro harçlarının, kural olarak işlemin yapıldığı yerin vergi dairesine ödenmesi gerekir. Dolayısıyla tahsilat dairesi (aslında tarhiyata yön veren) vergi dairesi olduğundan düzeltme başvurusu vergi dairesi müdürlüğüne, şikayet başvurusu ise Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılacaktır.

Düzeltme ve şikayet yoluna başvurmak kural olarak 5 yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Vergi Dairesine yapılacak düzeltme başvurusu üzerine ret cevabı verilmesi veya verilen cevabın kesin olmaması veya 60 gün içerisinde hiç cevap verilmemesi halinde şikayet yolu ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvuru yapılır. Bu başvuruya da ret cevabı verilmesi veya verilen cevabın kesin olmaması veya 60 gün içerisinde hiç cevap verilmemesi halinde 30 gün içerisinde vergi mahkemesinde düzeltme-şikayet işleminin iptali istemiyle dava açılması mümkün hale gelir. Bu işlemler tamamlanmadan açılacak davada mahkemece duruma göre ya incelenmeksizin ret ya süre aşımı nedeniyle ret ya da mercine tevdi kararı verilecektir.

Düzeltme ve şikayet yolu tamamlandıktan sonra açılacak davada hukuki ihtilaflar değerlendirilemez. Bu vergi hatası davasındaki incelemeyi, ödemeden sonra açılacak bir davada yapılacak incelemeden ayıran en önemli farktır. Davacıların öngöremediği bu farklılık genelde davanın ret ile sonuçlanmasının sebebini oluşturmaktadır. Çünkü Danıştay’ın öteden beri yerleşmiş içtihatlarına göre vergi hatası davalarında ancak açık seçik vergi hatası bulunan ihtilaflar çözülebilir.

Bu açıklamalar karşısında, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun 9. fıkrası veya bir başka kanun maddesi üzerinde yorumda bulunmak suretiyle vergi hatası davası açarak tapu harcını almanın daha zor ve profesyonel bir çalışma gerektirdiği söylenebilir. Davadaki bu sakıncayı gidermek için, alınmaması gereken bir harcın alındığını, mevzuda hata bulunduğunu açıklayarak vergi hukuku ve vergi yargılama hukuku bağlamında hakimi hukuki değerlendirme yapmaya sevk etmeden olayı yüzeysel olarak çözmeye teşvik etmek lazımdır. Hakim olayın çözümü hakkında ne kadar ihtilafın hukuki sebeplerini ele almaya yönlendirilir veya yönlenirse, davanın reddedilmesi ihtimali de o oranda artacaktır. Bu nedenle düzeltme-şikayet-dava yolunu kullanarak tapu harcının veya herhangi bir verginin iadesini sağlayabilmede vergi yargısı tecrübesi önemli bir yer tutar.

*2019 yılından önceki uyuşmazlıklar için geçerli fıkra: “Bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesnadır.

Vergi Yargılama Uzmanı

https://vergiyargilamahukuku.com/hakkinda/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s