Genel

Uyuşmazlık Türüne Göre Vergi Hakimi İncelemeyi Nasıl Yapar

Vergi mahkemesinde açılan davaların konusu çeşitli idari işlemlerden kaynaklanır. Bunun yanında vergi idaresinin işlem ve eylemlerden doğan iade ve tazminat davaları da vergi mahkemesinin görevine girmektedir. Bu muhtelif dava türlerinin incelemeleri de dava konusuna göre değişebilmektedir. Bu yazıda başlıca vergi yargısı ihtilafları ve hakimin olayı çözerken yaklaşımını ele alacağım. Hakimin çözüm yaklaşımını başta hukukun genel ilkeleri, 2577 ve 213 sayılı Kanun, yargı kararları ve hakimin yorumu oluşturmaktadır. Bunun yanında dava ilgili olduğu ve mevzuat göndermede bulunduğu nispette diğer kanunlara da başvurulabilmektedir.

A) Tarhiyat ve Ceza Konulu Davanın Çözümü

Konusu tarhiyat ve ceza kesme işlemi olan vergi davalarında hakimin olayı çözme perspektifi ve imkanı çok geniştir. Buradaki itiraz sebepleri ve hukuka aykırılıklar verginin doğumundan itibaren başlatılabilir. Bu nedenle tarhiyata sebep olan maddi vakıalar ile hukuki sebeplerin her biri davada iptal kararı verilmesini sağlayabilir. Kanunda her ne kadar yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönüyle hukuka aykırılıkların iptal sebeplerini meydana getirdiğinden bahsetse de uygulamada hakimin hukuka aykırılığın ne tür bir sakatlık ortaya çıkardığını göstermesi gerekmemektedir. Bu nedenle tarhiyat ve ceza kesme işlemlerine karşı açılacak davalarda itiraz sebeplerini sınırlandırma lüzumu bulunmaz. İster resen yapılan bir tarhiyatın ihbarname ile bildirimi, ister ihtirazi kayıtla verilen bir beyanname neticesinde yapılan tarhiyat üzerine açılan davada olsun inceleme fonksiyonu değişmeyecektir. Dolayısıyla tarhiyat ve ceza kesme işlemlerinde usul veya esasa dair her türlü sakatlıklar ele alınır.

B) Ödeme Emri Konulu Davanın Çözümü

Ödeme emrine itiraz sebepleri tarhiyat ve ceza kesme işleminde olduğu gibi geniş değildir. Bu nedenle verginin doğumu ve tarhiyat/hesaplama işlemi sırasında ileri sürülebilecek itirazların tamamı ödeme emri aşamasında ileri sürülemez. Ödeme emrine karşı ancak borcun bulunmadığı, bir kısmının ödendiği ya da zaman aşımına uğradığı şeklinde itirazlar beyan edilebilir. Borcun bulunmaması yalnız ödenmiş olmasını değil, örneğin mükellefiyette hata gibi borcun bulunmadığı şeklinde yorumlanabilecek tüm hukuka aykırılıkları kapsar. Bunun yanında borcun bulunmaması örneğin sahte fatura kullanılmadığı gibi tarhiyat aşamasında ileri sürülebilecek itirazları kapsamayacaktır. Bu nedenle borcun bulunmadığı itirazının kapsamının isabetli değerlendirilmesi önem arz eder. Genelde kapsamın çerçevesini ise Danıştay içtihatları oluşturmaktadır.

Zaman aşımı itirazına gelince bu itiraz hem tahakkuk zaman aşımı hem tahsil zaman aşımlarını kapsamaktadır. Her iki zaman aşımı süresi kural olarak 5 yıl olmakla birlikte farklı hadise ve zamanlarda başlayan bu süreleri durduran, kesen ve uzatan sebeplerin ortaya çıkması muhtemeldir. Bu nedenle ödeme emrine karşı açılacak davalardaki zaman aşımı itirazı verginin doğumundan ödeme emrinin tebliğine kadar olan süreçte yapılan işlemlerin değerlendirilmesi neticesinde gerçekleştirilebilir. Davacının itirazı üzerine vergi dairesi kamu alacağının zaman aşımına uğramadığını ispatlamakla yükümlüdür. Burada davacının zaman aşımı bulunduğunu ileri sürmesi, zaman aşımının bulunup bulunmadığının resen araştırılması için yeterlidir. Vergi idaresince dava dosyasına ibraz edilen belgeler veya hiç belge ibraz edilmemesi üzerine davacının zaman aşımı itirazı doğrulanır ve ödeme emrinin iptaline karar verilir.

C) Haciz Konulu Davanın Çözümü

Vergi mahkemesinde haciz işleminin iptali istemiyle açılacak bir davada yapılan inceleme hem ödeme emrine karşı açılan davada yapılacak incelemeyi, hem de ödeme emri tanzimi ve tebliği sürecinde tesis edilen işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetimini kapsar. Dolayısıyla hacizde de borcun doğumu ve hesaplanmasına dair maddi vakılar ve hukuki sebepler incelenemez. Yalnız hukuka aykırılığın çok açık olduğu durumlarda, örneğin borcun doğumuna sebep olan hadisenin mahkeme kararı ile ortadan kaldırılması halinde bu karara dayalı olarak sonuca varılabilir. Buradaki kabul edilebilirlik için önemli olan, hakimin olayı çözümlerken yapacağı yoruma davacı lehine şekil verebilmektir. Çünkü olayın çözüm sebepleri ve çerçevesi mevzuatta yer alsa da, bu çerçeve içinde vakıanın veya normun değerlendirmesi hakime kalmıştır.

D) İade ve Tazminat Davası (Tam Yargı Davası)

Bir vergi gerek tevkif suretiyle ödensin, gerek tahakkuku tahsilata bağlı bir muamele ile ödensin bu verginin iadesi istemiyle vergi mahkemesinde dava açmak mümkündür. Üstelik herhangi bir ödeme belgesine ihtirazi kayıt konulması lüzumu da bulunmamaktadır. Böyle bir davada yapılacak inceleme tarhiyat konulu davada yapılacak inceleme ile aynıdır. Hukuka aykırı olan tüm işlemler davada iadeyi sağlayabilir. Örneğin özel tüketim vergisi ödememeyi gerektiren istisnaya tabi bir alışta ödemeden itibaren iade istemli dava açıldığında, hakim verginin doğumu ve tahsil edilmesine kadar olan süreci inceleyip sonuca varacaktır.

Tazminat davasına gelince, burada tazminatı gerektiren hadise yerine göre idarenin kusurlu veya kusursuz sorumluluğundan kaynaklanabilir. Ancak genelde idareye isnat edilebilecek haksız fiil düzeyinde bir idari işlem veya eylem tazminat sorumluluğuna yol açmaktadır. Hakim haksızlık oluşturan fiil, zarar ve illiyet incelemelerini tamamlayarak davacı lehine istenen tutarın ödenmesine karar verebilir. Örneğin inceleme süresi aşılan bir vergi denetiminde meydana gelen zararlar tazminat kurallarına göre telafi edebilir.

E) Vergi Hatası Davası

Vergi hatası davası düzeltme ve şikayet yolu ile vergi idaresine yapılan başvurular tamamlandıktan sonra açılabilecek bir dava türüdür. Bu davada kanunda sayılan vergi hataları kapsamındaki hukuka aykırılıkların ileri sürülmesi halinde davacı lehine karar verilmesi mümkündür. Bu dava türünde hukuki uyuşmazlıklar incelenemez. Hukuki uyuşmazlıktan kasıt hakimin maddi olayları ve verginin doğumu ile tarh ve tahakkuk ettirilmesine sebep olan hukuki sebeplerin yorumlanması neticesinde çözülebilecek ihtilaflar olduğu söylenebilir. Dolayısıyla vergi hatası davasında ancak açık ve muhakemeye kapalı hukuka aykırılıklar öne sürülebilir. Örnek olarak ihraç konusu eşyaya ait yüklenilen ve ödenen KDV’nin iadesi vergi hatası davasına konu edilebilir. Alış belgeleri ile ihraç işlemin sabit ve tartışmasız olması halinde mevzuda hata yapıldığı netleşir ve ödenen tutarın iadesi gerekir. Bu nedenle vergi hatası davalarında hakimin olayı çözerken sınırı vergi hatası sayılabilecek değerlendirmeye kapalı açık hukuka aykırılıklar oluşturmaktadır.

Vergi Yargılama Uzmanı

https://vergiyargilamahukuku.com/hakkinda/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s