Genel

Vergileme Tazminatı Davası (Vergisel Tam Yargı Davası)

Özel hukuk veya ceza hukundaki tazminat davalarının kamu hukukunun bir alt dalı olan idare hukukundaki karşığı tam yargı davalarıdır. Tam yargı davalarının konusu maddi ya da manevi tazminat veya her ikisi aynı anda olabilir. Bu tür davalar vergi mahkemelerinde çok nadir görülür. Bunun nedenleri; vergilendirmede idari eylemlerin çok nadir görülmesinin yanında, tam yargı davalarına sebep olacak hukuka aykırı idari işlemlerin hak ihlali yapabilecek aşamaya gelmeden önce yargı yerince hukuka uygunluk denetiminin yapılarak haksızlığın giderilmiş olması ya da yine çok az rastlansa da Anayasa Mahkemesi’nce yapılan bireysel başvuru sonucu mülkiyet hakkı ihlali kararının ardından tazminatın sağlanmasına yönelik karar verilmiş olmasıdır.

Kusursuz sorumluluk esasına dayanan objektif sorumluluk uygulamalarını bir kenara bırakırsak, tam yargı davasında tazminata karar verilmesi için idari işlemin icrasının ya da idari eylemin de facto olması gerekir. Örneğin ödeme emrine karşı açılan dava reddedildikten sonra tatbik edilecek haciz işlemi sonucunda haczedilebilecek malların paraya çevrilmesi tazminat davası açılması durumunda dava reddedilecektir. Bununla birlikte, örneğin ödeme emri gönderilmeksizin ya da zaman aşımına uğramış borç için yapılan haciz neticesinde gerçekleştirilecek satış veya haczedilemez malların haczedilerek satışı neticesinde hakları muhtel olanların tam yargı davası açabilmesi mümkündür.

Tam yargı davası hak ihlalinin oluştuğu zamana göre farklı zamanlarda açılabilir. İdari işlemin uygulanması idari işleme karşı dava açma süresi içerisinde ise iptal davası ile tam yargı davası aynı anda açılabilir. Bununla birlikte idari işleme dayanan hak ihlallerinde iptal davası açılmadan tam yargı davası da açmak mümkündür. Bazı durumlarda ise idari işlem bulunmadığından idari eylemden sonra doğrudan tam yargı davası açılabilir. Yine idari işleme karşı açılacak davanın istinaf veya temyiz incelemesi neticelendikten sonra tam yargı davası açılabilecektir. Tabi tüm bu hallerde tam yargı davası açma süresi gözetilmelidir.

Bu hususlar yanında, gerek idari işlemin, gerekse de tam yargı davasına konu istemin 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca kaldırma başvurusuna konu edilmesinden sonra, 11. maddedeki koşullar gözetilmek suretiyle dava açılması da mümkündür.

Tam yargı davası her zaman hukuka aykırı bir işlemin icrası neticesinde ortaya çıkar diyemeyiz. Çünkü daha önce belirttiğim gibi bazı hallerde kusursuz sorumluluk esasına dayanan objektif sorumluluk ilkesi gereği mahkeme tazminat ödemeye karar verebilir. Ancak bu durum genellikle idare mahkemelerindeki tam yargı davalarında görülür.

Vergileme işlemine dayanan veya vergi idaresinin vergilendirme sürecindeki eylemine dayanan hak ihlallerinde dava açma yeri vergi mahkemesidir. Örneğin vergi borcunun takibi sonunda haczi kabil olmayıp manevi değeri olan bir eşya haczedilerek satılmış olsun. Buna karşı açılacak tam yargı davası vergiyi tahsil eden alacaklı vergi dairesinin bulunduğu yer vergi mahkemesidir. Ve satış işleminden sonra 30 gün içerisinde dava açılmalıdır. Burada dikkat edilmesi gereken konu haczin tatbikinden itibaren henüz hak ihlali oluşmadığından ve mahcuzun iade edilmesi imkanı bulunduğundan tam yargı davasının satış gerçekleştikten sonra açılabileceğidir.

İdari eylemin, herhangi bir idari işleme dayanmayan idarenin faaliyetleri olduğu denebilir. İdari eylemler bir şey yapma veya etme şeklinde olabileceği gibi yapmama veya etmeme şeklinde de gerçekleşebilir. Vergilendirme alanında çok fazla idari eyleme rastlanmasa da nadir birkaç örnekle karşılaşılmaktadır. Vergi incelemesi sırasında fiili envanter yapılırken istiflenmiş emtiaya zarar verilmiş olması bu duruma örnek gösterilebilir. Böyle durumdaki kişilerin uğradığı zararların bahsettiğim gibi tazmin edilmesi mümkündür.

İdari eylem nedeniyle zarara uğranıldığının öğrenilmesinden itibaren bir yıl içinde zararı doğuran eylemi gerçekleştiren ya da ihmali bulunan idareye başvurarak zararın tazmini istenmelidir. İdareye yapılan başvuru reddedildiğinde veya idarece altmış gün içerisinde cevap verilmediği taktirde tam yargı davası süresi içerisinde açılmalıdır. Bu başvuru yerine idari yargı yerinde dava açıldığı taktirde mercine tevdi kararı verilecektir. Böyle hallerde merci tarafından verilen karar üzerine süresinde dava açılmalıdır. Bilindiği üzere dava açma süresi vergi mahkemesinde otuz gün olup tam yargı davaları açısından da geçerlidir. Yeri gelmişken belirtelim, idari eylemler hangi merci tarafından yapılırsa yapılsın bu tür bir tam yargı davasının idare mahkemesinde görülmesi gerektiğine dair benim katılmadığım bir görüş bulunduğundan davanın hangi mahkeme tercih edilirse edilsin otuz gün içerisinde açılması süre aşımı riskini bertaraf edecektir.

Son olarak, tam yargı davasının idareye başvurmaksızın doğrudan adli yargı yerinde açılması durumunda, davanın görevsizlik nedeniyle reddedilmesi durumunda bu davanın idareye başvuru hükmünde değerlendirilmesi ve takip eden işlemlerin yukarıda açıklandığı şekilde gerçekleştirilmesi gerekecektir.

Vergi Yargılama Uzmanı

https://vergiyargilamahukuku.com/hakkinda/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s