adsense reklam gelirleri

AdSense Reklam Geliri Elde Edenler, Adlarına Tesis Edilen Vergi Mükellefiyetine Karşı Ne Yapabilir?

Daha önceki yazımızda, son dönemde ciddi kazanç kapısı haline gelen AdSense reklam geliri elde etmek için sanal mecrada ciddi bir rekabet ortamı bulunduğunu, bu çekişmeli pazarda bazı kişilerin oldukça yüksek miktarlarda para kazandığını, hizmet sunucuları adına bankalara aktarılan mevduatların devletin dikkatini çektiğini ve vergilendirilmesi yönünde işlemler başlatıldığını anlatmıştık. Bu yazımızda ise, ihtiyari vergilendirilme ve zorunlu vergilendirilme açısından yapılması gerekenlere ve muhtemel sonuçlarına değineceğiz.

Vergileme ilkelerinden yasallık prensibine göre bir gelirin vergilendirilmeye konu edilmesi için mutlaka kanuni zemini bulunması gerekmektedir. Vergiye tabi tutulması yönünde yasal temeli bulunmayan bir gelir, ne kadar çok olursa olsun, geliri elde edenin vergi mükellefi olması, iradın ise vergiye tabi tutulması mümkün değildir. Bu nedenle, AdSense reklam geliri elden eden birisi, vergilendirme sürecini bizatihi kendisi başlatması gerekip gerekmediği konusunda tereddüt ettiğinde ya da hakkında vergi idaresince vergilendirme işlemi başlatıldığı zaman, mutlaka bu yükümlülüğün yasal normlara dayanıp dayanmadığı, tespit edilen normların ise objektif olarak yükümlülük yükleyip yüklemediğini araştırması gerekmektedir.

Yapılan veya yaptırılan araştırmalar sonucunda bu gelir üzerinden vergi ödememesi gerektiği kanısına vardığında, gelir sahibinin birini tercih etmesi gereken iki yol ortaya çıkmaktadır. Ya vergi denetim elemanı kapıyı çalana veyahut takdir komisyonuna sevk edilene kadar bu durumu önemsemeyip beklemek ya da haksız olduğu düşünüldüğü halde vergileri ödemek için vergi dairesine müracaat etmek. Bu iki tercihten her birinin ise kendi içerisinde olumsuz tarafları bulunmaktadır.

Bununla birlikte eğer bir internet fenomeni iseniz veya fenomen olmamakla birlikte ciddi bir takip kitleniz varsa ve iyi bir AdSense reklam geliri elde ediyor ve bu geliriniz bir veya birkaç banka hesabına yansıyorsa, vergi idaresinin sizden izah istemesiyle ya da yoklama ile başlayacak, adınıza mükellefiyet tesisi ve ardından vergi incelemesi getirecek bir sürece girmeniz kaçınılmazdır. Bu sürece girdikten sonra uzlaşmadığınız zaman adınıza cezalı vergiler salınacaktır. Uzlaştığınız taktirde ise gelir elde ettiğiniz sürece ardı arkası kesilmeyecek olan bir vergilendirme rejimi başlayacaktır. İşte bu aşama vergilendirmenin sürüp gitmesi veya sonlandırılması için çok önemli bir aşamadır. Biz bu aşamada kesinlikle vergi mahkemesinde dava açmayı önermekteyiz. Çünkü vergi idaresini geri adım atması yönünde ikna etmeniz ve olumlu sonuç almanız neredeyse imkansızdır.

Açılacak vergi davası mükellefiyetin iptali ya da mükellefiyetin iptali başvurusunun reddine dair işlemin iptali şeklinde olmalıdır. Bu dava açılırken neden vergi mükellefi olamayacağınıza dair ilgili vergi kanunu kuralları sistematik bir şekilde yorumlanmış ve içtihatlarla desteklenmiş şekilde kaleme alınacak bir dilekçe sunmanız faydalı olacaktır. Davanın başarısının muhasebe ya da genel hukuk bilgisinden ziyade vergi ve vergi yargılama hukuku güncel içtihatlarından geçtiği bilinmelidir. Sitemizin arşivinde yer alan yazılarda bu konuda geniş bilgiler bulabilirsiniz.

Vergi mahkemesinde açtığınız bu dava, henüz vergi tarhiyatı ya da ceza kesme işleminin iptalini içermediğinden mükellefiyetin icrası, diğer bir deyişle beyanname verme, fatura kesme, bildirimde bulunma vs. yükümlülüğünüz devam edecektir. Bu süreçte bu ödevlerden derhal kurtulmanın tek yolu ise yürütmenin durdurulması yönünde karar elde edilmesidir. Yürütmenin durdurulması isteminiz kabul edildiği andan itibaren ne beyanname vermeniz, ne fatura kesmeniz ne de vergi ödemeniz gerekmeyecektir. Çünkü mahkeme kararı ile vergi mükellefiyetiniz pasifize ve icrası tesirsiz hale getirilmiş olacaktır.

Mükellefiyet işleminin yürütmesinin durdurulması için ise iki adet olmazsa olmaz koşul bulunmaktadır. Bunlardan ilki olayda açık hukuka aykırılık hali, diğeri ise telafisi imkansız zarar bulunmasıdır. Eğer hukuka aykırılığı yasal bağlamında iyi analiz ederek dilekçeye aktarır ve uğrayacağınız muhtemel zararları doğru tespit ederek ortaya koyabilirseniz, yürütmenin durdurulması kararı alma olasılığınız bulunmaktadır. Bununla birlikte açtığınız dava reddedilirse hala istinaf ve temyiz olmak üzere iki adet kanun yolu başvuru hakkınız bulunmaktadır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s