Genel

Vergi Cezaları

Vergilerin toplanmasını kontrol altına almak ve vergi sorumsuzluğunu caydırmak maksadıyla vergi mevzuatına bir kısım müeyyideler konulmuştur. Bu müeyyidelerin bir kısmı para cezası olan idari yaptırımlardır. Bir kısmı ise hapis cezası nevinden adli yaptırımlardır. Vergi mahkemesinin görev alanına giren vergi cezaları para cezaları olduğundan, hapis cezalarının ayrıntısına değinilmeyecektir.

İdari vergi cezalardan ilki vergi ziyaı cezasıdır. Vergi ziyaı cezaları ad valorem vergiler gibi oran üzerinden hesaplanır. Diğer bir deyişle ziyana uğratılan vergi ne kadar ise vergi ziyaı cezası da o kadar fazla olur. Verginin ziyaı (aslında “ziyanı” olmalıydı ama kanun eski olduğu için bu şekilde ifade edilmiş) mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi olarak açıklanmıştır. Vergi ziyaı cezasının basit halinde bir kat, nitelikli halinde ise üç kat uygulanmaktadır. Bazı özellikli durumlarda ise %50 oranında uygulanmaktadır.

Özel usulsüzlük cezası kesilmesini gerektiren bir çok durum bulunmaktadır. Fatura düzenlememe, tevsik zorunluluğuna uymama, form vermeme, beyanname vermeme gibi fiiler bunlar arasında sayılabilir. Özel usulsüzlük cezalarının bir kısmı oran ile bir kısmı ise maktu olarak belirlenmektedir.

Diğer ceza türü ise usulsüzlük cezasıdır. Bir kısım şekli ödevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle uygulanır. Çok fazla uygulama alanı bulmaz. Uygulandığında ise miktarı diğer cezalara göre düşüktür.

Bunların haricinde gümrük mevzuatından kaynaklanan para cezaları da bulunmaktadır. Gümrük kıymeti, ithalat vergisi veya gümrüklenmiş değer üzerinden uygulanır. Dava edilmesi kanundaki itiraz prosedürünün tamamlanmasıyla mümkündür.

Bununla yanında vergi cezalarının boyutu ve etki alanı bu anlatılanlarla sınırlı olmayıp; nitelikli halleri, tekerrürü, içtiması vs. konuları ihtiva eden vergi ceza hukuku disiplini içerisinde genişçe yer almaktadır. Benim amacım kısaca bilgi verdikten sonra bu yöndeki vergi uyuşmazlıklarının çözümüne katkı sağlamaktır. Bu bağlamda söylemem gerekir ki vergi cezası ile karşılaşan bir mükellef cezadan kurtulmak için öncelikle kendisine en uygun yöntemin ne olduğunu seçmesi gerekir. Bunu sağlayacak desteği elde edemediği zaman, dava yoluyla tamamen kurtulacağı bir vergi cezasını tamamen veya indirimli ödemek zorunda kalabilir. Tabi bu halde indirim avantaj yerine dezavantaj şekline bürünür. Bu nedenle vergi cezalarına muhatap olan yükümlü kendisine en yaralı çözüm yolunun indirimli ödemek mi, uzlaşmak mı, yoksa dava açmak mı olduğu konusunda muhakkak profesyonel bir destek almalıdır.

Son olarak değinmek gerekir ki, muhasebe veya vergi mevzuatı bilgisi ya da genel hukuk bilgisi vergi davalarında başarı sağlamak için yeterli değildir. Vergi hukukunun, idarenin uygulamasının ve bu konudaki yargı kararlarının bilinmesi ile davada optimum başarı elde edilmiş olur. Bu duruma örnek olarak aşağıdaki yargı kararı gösterilebilir.

Danıştay 4. Dairesi’nin E:2012/6286 E. K:2013/462 sayılı kararı:

Özeti : Geçmiş dönemleri kapsayacak şekilde vergi mükellefiyet tesisi halinde, mükellefiyetin tesis edildiği tarihe kadar ki dönemler için beyanname vermesi hukuken ve fiilen mümkün olmayan davacı adına beyanname verme yükümlülüğünün ihlali nedeniyle ceza kesilemeyeceği hakkında.

İstemin Özeti : Davacı adına elektronik ortamda beyanname verme yükümlülüğünün ihlali nedeniyle 2007/12 ve 2008 yılının muhtelif dönemleri için kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Ankara 6. Vergi Mahkemesinin 29.03.2012 günlü ve E:2011/1919, K:2012/352 sayılı kararıyla; söz konusu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde ceza kesileceği hususu davacıya yazılı olarak bildirilmeden kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu cezaların kaldırılmasına karar verilmiştir. Davalı İdare, kesilen cezanın hukuka uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliklerine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olacağı hükme bağlanmıştır.

Aynı Kanunun “Yetki” başlıklı mükerrer 257’nci maddesinin 4’üncü fıkrasında,” … vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları kullanmak suretiyle internet de dahil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi, beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya Maliye Bakanlığı’nın yetkili olduğu” hükmüne yer verilmiş, mükerrer 355’inci maddesinde ise, bu Kanunun 86, 148, 149, 150, 256 ve 257’nci maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257’nci madde uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlar hakkında özel usulsüzlük cezası kesileceği belirtilmiştir.

Dosyanın incelenmesinden, gayrimenkullerle ilgili olarak tapu sicil müdürlüklerince doldurulan bilgi formlarından ve elektronik ortamda yapılan sorgulama sonuçlarından hareketle, davacının 10.05.2005 ila 19.12.2008 tarihleri arasında yapmış olduğu taşınmaz satışları nedeniyle bu döneme ilişkin ticari kazanç mükellefiyetinin açılış ve kapanışının yapılması gerektiği yolundaki 25.10.2010 tarihli yazıya istinaden davacı adına mükellefiyet tesis edilerek ilgili dönem beyannamelerini vermemesi nedeniyle dava konusu özel usulsüzlük cezalarının kesildiği anlaşılmıştır.

Mükellefin işe başladığı tespit edilen tarih esas alınarak, geçmiş dönemleri de kapsayacak şekilde mükellefiyet tesis edilmesi halinde, işe başlama tarihi ile mükellefiyetin tesis edildiği tarih arasındaki dönemlerde elektronik ortamda beyanname verilmesi hukuken ve fiilen mümkün olmadığından dava konusu özel usulsüzlük cezalarını kaldıran Mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine ve kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle onanmasına 07.02.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacının gayrimenkul alım satımı faaliyetinde bulunduğu halde ilgili dönem beyannamelerini elektronik ortamda vermemesi üzerine kesilen özel usulsüzlük cezalarını, yazılı bildirim olmadığı gerekçesiyle kaldıran mahkeme kararı davalı İdare tarafından temyiz edilmiştir.

İdari düzenlemeler uyarınca kapsama alınan mükellefler açısından fiziki ortamda beyanname kabulüne son verildiği ve beyanname verme yükümlülüğünün niteliği itibarıyla mükerrer 355’inci maddenin birinci fıkrasında yer alan yasal düzenlemelerde olduğu gibi bilginin ibrazı ödevi niteliğinde olmadığı dikkate alındığında, elektronik ortamda beyanname verme yükümlülüğü için yazılı bildirim şartının aranmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

Dosyanın incelenmesinden, davacının 2004, 2005, 2006 ve 2008 yıllarında aldığı gayrimenkulleri 2005, 2007 ve 2008 yıllarında sattığı, dolayısıyla belirli bir ticari organizasyon dahilinde sürekli olarak ve kar amacı güderek yürüttüğü bu faaliyetin ticari faaliyet niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.

Bu nedenle, kayıt dışı olarak ticari faaliyette bulunduğu tespit edilen davacı adına geçmiş dönemlere ilişkin olarak elektronik ortamda beyanname verme yükümlülüğünün ihlali nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesilmesine yasaya aykırılık bulunmadığından cezayı kaldıran Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle karara karşıyım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s